16/5/2007

aşk sadece seni seviyorum demek değildir

aşk seni seviyorum dedirtmektir birazda

ve aşk seni seviyorum diyeni kördüğüm gibi

sevmektir...

23/11/2006

DAİR-E NİN DIŞINDAN

HADİ YANALIM

Bir ateş çemberi etrafımızı sarmış zaman geçtikçe alevler daha da yaklaşıyor biz uzaklaştıkça birbirimizden o deli yangın da çemberi daraltıyor biz uzaklaştıkça aşkımız daha da büyüyor ama biraz yaralı biraz hasret var içinde birazda kırgınlık biz uzaklaşıyoruz yangın büyüyor ateşler her yanımızı sardı çember burnumuzun dibinde…

İnsan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp geçermiş ya bana da bu oldu sanırım. İlk karşılaşmamızı ilk konuşmamızı hatırladım, onlar geldi birden hatırıma: -Çemberlitaşta bir nargile salonu, tarihi dekor üzerine biraz fazla karışık ama yinede her şey bizim kurulmuş bir düzen gibi işliyordu sanki bizim tanışmamız için…

Sen arkadaşlarınla masada ve ben arkadaşlarımla yan masada otururken ikimizde oturduğumuz yer itibariyle kaderlerimizin birleşeceğini bilemezdik ta ki o sakar çaycı elindeki tepsiyi ikimizin arasında yere düşürene kadar. Kırılan bardaklar bir yana senin eteğin benimde pantolonum çay gölü olmuştu ama o sakar çaycıya hala duacıyım. Sen hışımla ayağa kalktığında ben bile ürkmüştüm senin gazabından. Ben genç delikanlı çaycıya ters ters bakmıştım dövecekmiş gibi sonra hızla senin peşinden lavaboya doğru gitmiştim yanan bacaklarımı söndürmek için. Belki de çaycı kadar minnettar olduğum ikinci şey orada bir tek lavabo oluşuydu. Sen eteklerine hızla avucundaki suları boca ederken bana bakmıştın ve “özür dilerim” demiştin bende “ne için” diye sormuştum şaşırarak sanki her şeyi sen planlamıştın da şimdi özür diliyormuşsun gibi… sende “bilmem” demiştin beraber gülmüştük daha sonraları hep beraber gülüp beraber ağlayacağımızı bilmeden…

O gün bacaklarımızdaki yangın sönmüştü ama yüreklerimizde yeni bir yangın başlıyordu…-

Alevler iyice yaklaştı yaktı yakacak. Film şeridi geçti gözlerimin önünden ve bitti. Biz hala uzağız çember çok daraldı ateşi hissedebiliyorum artık. Yıllar önce soğuk bir kasım günü başlamıştı bu yangın o sakar çaycı bardakları düşürdükten sonra buz gibi su musluktan boşluğa doğru akarken “bilmem” dediğinde gözlerimizin takılı kaldığı o an bir kıvılcım düşmüştü içimize ve bu yangını başlatmıştı. Simdi çember daraldı alevler bizi çoktan esir aldı uzaktayız ve bunun ızdırabını fazlasıyla çektik. Şimdi elele tutuşup alevlerin arasına atlamak isterdim çok uzaktayız ve vakit doldu.

Alevler saçlarıma değiyor ve ben artık bir mucize beklemiyorum yanmaktan kurtulmak için. Öyleyse boşver hadi yanalım…

NOT: BU YAZI AŞK MEKTUBATINA DAHİL DEĞİLDİR BUGÜN AKLIMA GELDİ YAZDIM DİĞER MEKTUPLARLA HİÇBİR BAĞLATISI YOKTUR UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR

10/11/2006

HAYRANLIKa DAİR

Aşık sevdiğinin bir yanından; bir güzelliğinden yakalar ve ona tutulur. Sonra hayalinde bir Maşuk yaratır. Ve o hayale Aşık olur. O hayali hayran olacağı her güzellikle vasfeder. Sonunda hayale hayran olur.

Maşuk hayali maşukun her özelliğini taşımadığı için Aşık hayalle gerçek arasındaki çizgiden geçemez. Hayali sevgili ne kadar güzel ne kadar hoş vasıflara sahipse gerçeği onun kadar hayranlık verici değildir. Ve gerçek hayalinin özelliklerini duyduğunda öyle şaşırır ki sanki ‘ben bu kadar güzel değilim’ der.

Aşıkın gözünde AŞK gözlüğü vardır. O baktığında tohumu meyve vermiş bir ağaç, tuğla ve kumu muhteşem bir saray gibi görür. Maşuk hak etmediğini düşündüğü güzellikleri göremese de Aşık hayalinde maşukun sanki geleceğini görür, ve ona o haliyle aşıktır. Maşuk AŞK gözlüğünden bakamadığı için bütün küçük sorunları önünde yükselen dağlar gibi görür..

Bülbül gülün kokusuna rengine dikenine her şeyine hayrandır. Gül ise kendisinin bu kadar güzel olduğunun farkında değildir. Gülün bütün gördüğü bülbül ve dinlediği AŞK nağmeleridir.

24/10/2006

NEFSE DAİR

Aşıktan önce nefs vardı. Aşık olmadan nefs ön plandaydı. Önceleri sevmek vardı. Kişi kendini seviyordu. Başkalarını sevmeden önce kendini sevmeyi öğrendi. Kişinin kendine olan sevgisi büyüdükçe kibir ortaya çıktı.

Nefs benlik duygusudur. Ziyadesiyle bencilliktir. Aşkın içinde her zaman bu kibir vardır. “aşkım” derken bu tamamen ortaya çıkar. Ve Aşık kemale erene kadar “aşkım” demekten vazgeçmez. Ama Aşkın içindeki nefs kavramlarında ötesinde bir yerdedir. “aşkımız dediğinde bile nefs kendine pay çıkarır. Halbuki AŞK ne aşıkındır ne de maşukun AŞK Allah’ındır, Allah’tandır. Aşktan aşıkın payına düşen  sadece sevgilinin hayalidir ki gerçek cimside Allah’a aittir. Aşıka yalnızca “maşukum” demek düşer. Yinede ona ait olan maşukun kendisi değil aynadaki görüntüsüdür.

Ey AŞK yolunda ilerleyen yolcu bil ki yoluna çıkan bütün bahçeler bütün çiçekler elini uzattığında dokunabilecek kadar yaklaşsan da senin değildir. Senin olan gül sadece rüyanda gördüğündür. Toprakta AŞK gülüne sevdalıdır. Fakat ona hiç dokunamaz. Ona ait değildir. Gül toprakta biter ama gölgesinden başka bir şeye sahip olamaz.

                                                       Sırlara vakıf olasın…

21/10/2006

AŞK' a DAİR

Aşk içinde her türlü duyguyu ki; zıttıyla var olan duygularda mevcuttur, barındıran birleştiren öyle bir şeydir ki parçalardan ziyade bir bütündür. Bu bütün AŞK tır.  AŞK hem madde hem de mânâ hem maddeden de mânâ dan da yüksek bir şeydir. Onu tanımlamaya ne cevherler ne de ruhlar kâfidir. AŞK; Maksadların Maksadı olan Nur’un gizli, beklide en gizli en güzel isimlerinden biridir. O, AŞK’ dır ve kendisinden insanlara nurlar dağıtarak AŞK a ulaştırır.

AŞK sevmenin en yüksek olduğu makamdır. Bu makama gelene Aşık derler bu makamdan sevilene Maşuk derler. Sevgili Maşuk için söylenmez. Aşıka sevgili denirde Maşuk sevgili olmaz. Sevgili sevginin kaynağıdır. O kaynaktan su içen sevgili değil sevili olur. Aşık sevendir Maşuk sevilendir.

Ey yolcu bu satırların kelimelerin içinde yolculuk yaparken AŞK dairesinden bir çok duyguya düşünceye hayale rast geleceksin.  Onları kulağına küpe yüreğine Kâbe yap. Fakat Kâbe yi değil sahibini arzula. Zira maksadın hasıl olması için kelimelere takılmadan anlama ulaşmak lazım. Dairenin neresinden başlayacağımı bilemediğim için bir sırada tutturamayacağımı sanıyorum. Sıra önemli olmasa da sırra önem veriyorum. Sırları cümlelerin arasına saklayacağım.

21/10/2006

DAİR-e DAİR

bu daire içinde AŞK var...

"insaf hemin ola mahabbet

  bu dairedir makam-ı AŞK" (2931)

  herkesin akıllı olduğu bu dünyada ben akıllı olmak istemiyorum

ben "deli" olmayı seçtim.

"Ya Rab belayı Aşk ile kıl aşina beni

  Bir dem belayı Aşk tan etme cüda beni" (1085)

* Aşıkı aşık yapan maşuktur. fakat AŞK öyle bir şeydirki;

Aşık maşukunu kaybetsede veya maşuk yok olsada AŞK tan bir şey kaybolmaz veya AŞK yok olmaz. Aşık AŞK dairesi içinde kalmaya devam edecektir.

* Aşıkı bu AŞK dairesi içine çeken maşuk, dairenin dışına çıksa bile Aşık bu daire içinde yanmaya ve feleğin çemberinde dönmeye, Allah ta ona belaları sunmaya devam edecektir.

* Aşkı hiçbir olay bitiremez. Aşktan vazgeçilemez. iyi yönleri yaşanılır hale getirirki hatta daha çok sevdirir. kötü yönleri yıkıcıdır. Aşıkı yıpratır ama yıldıramaz. vazgeçmek sözkonusu olamaz.

"İmdad kıup inayet-i Hak

  Kıldı anı maksadınamülhak" (2927)

* Her konuda olduğu gibi bu konudada maksad önemli. niyazlar maksadın hasıl olması yönündedir. bu dairenin maksadı Aşıkları bu dairenin etrafında toplamak. sonrada onları bir süzgeç misali dairenin içine çekmektir. gerçek aşıklar Aşk dairesi içine girecektir yalancı aşıklar ayıklanacaktır. Aşk esrarını çözenler duman olup anahtar deliğinden süzülecektir. süzgeçin dışında kalanlar ise kezbanlardır ancak. onlar yalandan aşıktırlar. ve Aşkın esrarını çözemedikleri için ancak Aşkın kapısında beklemeye layıktırlar. anahtar deliğinden geçemezler. " Sadık Aşıklar " ki Aşkın kapısının anahtar deliğinden içeri süzülüp AŞK dairesine geçerler.

* Maksad maşuk değildir. dairenin içine çeken maşuku dairenin dışına iterek hakiki maksada ulaşmaktır. hakiki maksadda AŞK ın kendisidir. maksad kabe değil kabenin sahibidir gibi. çünkü aşıkın maksada ulaşmayı istemesi gibi. nasılki Aşık maşuku değil AŞK ı ister AŞK ta maşuku değil  Aşıkı ister.

"Oldukça ben götürme beledan iradetim

  Ben isterem belayı çü ister bela beni" (1087)

                        Maksad hasıl olur İnşallah...

Kategorilerim

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı