23/11/2006

DAİR-E NİN DIŞINDAN

HADİ YANALIM

Bir ateş çemberi etrafımızı sarmış zaman geçtikçe alevler daha da yaklaşıyor biz uzaklaştıkça birbirimizden o deli yangın da çemberi daraltıyor biz uzaklaştıkça aşkımız daha da büyüyor ama biraz yaralı biraz hasret var içinde birazda kırgınlık biz uzaklaşıyoruz yangın büyüyor ateşler her yanımızı sardı çember burnumuzun dibinde…

İnsan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp geçermiş ya bana da bu oldu sanırım. İlk karşılaşmamızı ilk konuşmamızı hatırladım, onlar geldi birden hatırıma: -Çemberlitaşta bir nargile salonu, tarihi dekor üzerine biraz fazla karışık ama yinede her şey bizim kurulmuş bir düzen gibi işliyordu sanki bizim tanışmamız için…

Sen arkadaşlarınla masada ve ben arkadaşlarımla yan masada otururken ikimizde oturduğumuz yer itibariyle kaderlerimizin birleşeceğini bilemezdik ta ki o sakar çaycı elindeki tepsiyi ikimizin arasında yere düşürene kadar. Kırılan bardaklar bir yana senin eteğin benimde pantolonum çay gölü olmuştu ama o sakar çaycıya hala duacıyım. Sen hışımla ayağa kalktığında ben bile ürkmüştüm senin gazabından. Ben genç delikanlı çaycıya ters ters bakmıştım dövecekmiş gibi sonra hızla senin peşinden lavaboya doğru gitmiştim yanan bacaklarımı söndürmek için. Belki de çaycı kadar minnettar olduğum ikinci şey orada bir tek lavabo oluşuydu. Sen eteklerine hızla avucundaki suları boca ederken bana bakmıştın ve “özür dilerim” demiştin bende “ne için” diye sormuştum şaşırarak sanki her şeyi sen planlamıştın da şimdi özür diliyormuşsun gibi… sende “bilmem” demiştin beraber gülmüştük daha sonraları hep beraber gülüp beraber ağlayacağımızı bilmeden…

O gün bacaklarımızdaki yangın sönmüştü ama yüreklerimizde yeni bir yangın başlıyordu…-

Alevler iyice yaklaştı yaktı yakacak. Film şeridi geçti gözlerimin önünden ve bitti. Biz hala uzağız çember çok daraldı ateşi hissedebiliyorum artık. Yıllar önce soğuk bir kasım günü başlamıştı bu yangın o sakar çaycı bardakları düşürdükten sonra buz gibi su musluktan boşluğa doğru akarken “bilmem” dediğinde gözlerimizin takılı kaldığı o an bir kıvılcım düşmüştü içimize ve bu yangını başlatmıştı. Simdi çember daraldı alevler bizi çoktan esir aldı uzaktayız ve bunun ızdırabını fazlasıyla çektik. Şimdi elele tutuşup alevlerin arasına atlamak isterdim çok uzaktayız ve vakit doldu.

Alevler saçlarıma değiyor ve ben artık bir mucize beklemiyorum yanmaktan kurtulmak için. Öyleyse boşver hadi yanalım…

NOT: BU YAZI AŞK MEKTUBATINA DAHİL DEĞİLDİR BUGÜN AKLIMA GELDİ YAZDIM DİĞER MEKTUPLARLA HİÇBİR BAĞLATISI YOKTUR UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR

Kategorilerim

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı